İçeriğe geç
Tüm yazılar

Yabancı Boşanma Kararlarının Türkiye'de Tanınması ve Tenfizi

Koyu zemin üzerinde duran bir pasaport — yabancı boşanma kararlarının Türkiye'de tanınması ve tenfizi konusunu simgeliyor

Yurt dışında yaşayan ya da bir dönem yaşamış pek çok Türk vatandaşı, bulunduğu ülkenin mahkemesinde boşandıktan sonra Türkiye'deki nüfus kaydında hâlâ evli göründüğünü fark edince şaşırır. Almanya'da, Hollanda'da veya bir başka ülkede alınan boşanma kararı, o ülkede geçerli olsa da Türk hukuku bakımından kendiliğinden sonuç doğurmaz. Bu durum yeniden evlenme, miras, soyadı ve nüfus kayıtları gibi pek çok alanda ciddi sorunlara yol açabilir. İşte bu noktada tanıma ve tenfiz kurumları devreye girer.

Yabancı mahkeme kararlarının Türkiye'de hüküm ifade etmesi, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'da (MÖHUK) düzenlenmiştir. Kanunun 50 ila 59. maddeleri, yabancı mahkeme kararlarının hangi şartlarla tanınacağını ve tenfiz edileceğini ayrıntılı biçimde belirler. Bu hükümler yalnızca boşanmanın kendisi için değil; velayet, nafaka ve tazminat gibi boşanmaya bağlı konular bakımından da uygulanır.

Uygulamada sık karıştırılan tanıma ve tenfiz kavramları birbirinden farklıdır. Tanıma, yabancı mahkeme kararının Türkiye'de kesin hüküm ve kesin delil etkisi kazanmasını sağlar; boşanmanın nüfus kaydına işlenmesi için tanıma yeterlidir. Tenfiz ise kararın Türkiye'de icra edilebilir hale gelmesi demektir. Yabancı kararda nafaka, maddi veya manevi tazminat ya da velayet gibi zorla icrayı gerektiren hükümler varsa ve bunların Türkiye'de uygulanması isteniyorsa, yalnızca tanıma yetmez, tenfiz kararı alınması gerekir.

Her iki yolun da ön şartı, yabancı kararın verildiği ülke hukukuna göre kesinleşmiş olmasıdır. Henüz kanun yolu denetimine açık, kesinleşmemiş bir karar Türkiye'de tanınamaz ve tenfiz edilemez; bu nedenle kararın üzerinde kesinleşme şerhinin bulunması büyük önem taşır. Ayrıca kararın Türk kamu düzenine açıkça aykırı olmaması ve davalının savunma hakkının ihlal edilmemiş olması aranır. Tenfiz bakımından, kararın verildiği devlet ile Türkiye arasında karşılıklılık bulunması da gerekir; bu karşılıklılık bir anlaşmaya, o devletin kanun hükümlerine ya da fiilî uygulamaya dayanabilir. Tanıma için ise karşılıklılık şartı aranmaz. Türk mahkemesi bu aşamada kararın esasını yeniden incelemez; boşanma sebepleri tartışılmaz, yalnızca kanundaki şartların gerçekleşip gerçekleşmediği denetlenir.

Sürecin sağlıklı ilerlemesi belgelerin eksiksiz hazırlanmasına bağlıdır. Yabancı mahkeme kararının aslı veya onaylı örneği ile kesinleşmeyi gösteren belge gerekir. Karar, 1961 tarihli Lahey Apostil Sözleşmesi'ne taraf bir ülkeden geliyorsa apostil şerhi yeterlidir; apostil, belgenin resmî niteliğini uluslararası düzeyde doğrulayan onaydır. Sözleşmeye taraf olmayan ülkelerde ilgili makamların ve konsolosluğun onayı gündeme gelir. Tüm belgelerin yeminli tercüman eliyle Türkçeye çevrilmesi ve çevirilerin noter veya konsolosluk tarafından onaylanması gerekir.

Boşanmaya ilişkin tanıma ve tenfiz davalarında görevli mahkeme aile mahkemesidir; aile mahkemesi bulunmayan yerlerde bu davalara asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla bakar. Yetki bakımından dava, kendisine karşı tanıma veya tenfiz istenen tarafın Türkiye'deki yerleşim yeri mahkemesinde açılır; yerleşim yeri yoksa sakin olduğu yer, bu da yoksa Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden birinde açılabilir. Bu esneklik, tarafların ikisi de yurt dışında yaşıyorsa özellikle önem kazanır.

2017 yılında 690 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'na eklenen 27/A maddesi, dava açmadan idari yoldan tanıma imkânı getirmiştir. Buna göre yabancı ülke adli veya idari makamlarınca verilen boşanma kararları, tarafların birlikte ya da vekilleri aracılığıyla başvurması ve kararın Türk kamu düzenine açıkça aykırı olmaması şartıyla, yetkili nüfus müdürlüklerince veya yurt dışındaki dış temsilciliklerce doğrudan nüfus kütüğüne tescil edilebilir. Sonradan yapılan düzenlemelerle, tarafların belirli şartlar çerçevesinde ayrı ayrı başvurmasına da imkân tanınmıştır. Bu yol, dava yoluna göre genellikle daha hızlı ve daha az masraflıdır; ancak her durumda kullanılamaz. Taraflardan biri başvuruya yanaşmıyorsa, başvuru nüfus müdürlüğünce reddedilmişse veya nafaka, velayet, tazminat gibi hükümlerin de Türkiye'de sonuç doğurması isteniyorsa, aile mahkemesinde dava açmak kaçınılmaz olur.

Yurt dışında yaşayan vatandaşlar için sürecin önemli bir kolaylığı, Türkiye'ye gelmeden vekâletname ile yürütülebilmesidir. Bulunulan ülkedeki Türk konsolosluğunda düzenlenecek, fotoğraflı ve tanıma ile tenfiz davası açma yetkisini açıkça içeren özel bir vekâletname ile avukat, davanın açılmasından nüfusa tescile kadar tüm aşamaları takip edebilir. Her iki taraf da avukatlarına vekâlet verirse tebligat aşaması kısaldığından süreç genellikle daha kısa sürer; karşı tarafın yurt dışında olması halinde tebligat işlemleri zaman alabileceğinden, sürenin somut duruma göre değişeceğini baştan bilmek gerekir.

Boşanmanın kendisi ve tanıma-tenfiz davaları arabuluculuk kapsamında değildir; ancak boşanma sonrası mal paylaşımı ve alacak gibi tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği mali konular, isterlerse ihtiyari arabuluculuk yoluyla dostane biçimde çözülebilir. Bu yol, mali anlaşmazlıklarda zaman ve maliyet bakımından avantaj sağlayabilir.

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki tavsiye ya da mütalaa niteliği taşımaz. Tanıma ve tenfiz süreçleri, kararın verildiği ülkeye ve somut olayın özelliklerine göre farklılık gösterdiğinden, kendi durumunuz için mutlaka bir avukata danışmanız önerilir.

Dosyanızı birlikte değerlendirelim.

İlk adım her zaman bir görüşmedir. Online randevu alın, WhatsApp üzerinden yazın ya da bizi doğrudan arayın — durumunuzu dinleyip izlenebilecek yolları açık bir dille anlatalım.